Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

sebahul xeyri ya xanim

Thu Oct 9, 2008, 12:01 PM
sebahul xeyri ya xanım

Sebahul xeyr xana min,şehî şîrîn zebana min
Tuyî ruh û rewana min,bibit qurban te canê min

Tatlı dilli sultanım hayırlı sabahlar sana
Ruhum ve canımsın feda olsun bu can sana

Te alellah çi(h)zatî tu çi(h) wî şîrîn sifatî tu
Ne wek qend û nebatî tu yeqîn ruh û heyatî tu

Hayret içerisindeyim güzelliğinin ve tatlı sıfatlarının karşısında
Ruhum ve canımsın en tatlı şeker ve nebat tatsız kalır yanında

Heyat û reheta can im"sebahul xeyr ya xanim!"
Were bînahiya çavan bibînîm bejn û balayê

Hayatım ve rahatım olan sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün nuru(aydınlığı ) seyredeyim selvi boyunu senin

Sebahul xeyrî mesta min,letîfa cam bi desta min
Xumar û meyperesta min,tuyî meqsûd û qesta min

Hayırlı sabahlar sana ey kadehi elinde sekranım benim
Mey düşkünü mahrumum, son ereğim ,maksudum benim

Ji meqsûdan tuyî bes min bibin ber çerxê etles min
ji xeyrê te nevêt kes min bi reş toz in muqewwes min

Dokuzuncu semaya da çıkarsalarda beni, maksudum sensin benim
istemem gayrını, siyah kaşlarınla sen yetersin bana

Di benda zulfê çewkan im "sabahul xeyrî ya xanim!"
Were bî nahiya çavan bibînim bejn û balayê

Ey zülfünün tutsağı olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyrdeyim selvi boyunu senin

ji wê zulfê ji wê bendê reha bim lê ji peywêndê
Siyaçeşmê sipî zendê te sohtim şibhetê findê

Özgür olmak isterdim zülüflerle kaküllerinden tutsağından
Siyah gözlerinle, beyaz kolların eritti beni bir mum gibi

Şubhê şem' û şemal im ez ji ber hubba te lal im ez
Da'if im wek hilal im ez sîfet goyîn di kal im ez

Dilim aşkından tutuktur şimdi eriyen bir mumum sanki
ipince hilale döndüm öten tuti kuşundan ne farkım var

Ve bulbul ra bi evxan im "sebahul xeyrî ya xanim!"
Were bînahiya çavan biînim bejn û balayê

Ey bülbülle hem feryat olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Ve bulbul ra şev û rojê ser wê terh û bişkojê
Enî mahî şefeq rojê te sohtim şubhetê dojê

Gece gündüz bülbülleyim açmamış gül dalında
Yaktın beni cehennem ateşinde ay yüzlüm güneşim benim

Ku dûr im ez ji wê hûrê tenê carek li ser sûrê
Ji wadî eymana torê tecella kir di nîv nûrê

Uzağım şimdi sevgiliden son kez görmüştüm onu surlar üstünde
Yarı nur şeklinde parlamıştı sina dağının eymen vadisinde

Ji wê sohtî dil û can im "sabahul xeyr ya xanim!"
Were bînahiya çavan bibînim bejn û balayê

Ey tecellisinden yandığım sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Ji husna wê tecellayê yedî beyda û belayê
Çi wesfan bîm xeber nayê welê dil cezbêê dayê

Selvi boyunu yedi beyzanın güzelliklerini
Anlatamam ne yapsam o tecelli anında gördüklerimi

Ne hişyar im ji wê berqê ji zer tacêli ser ferqê
Ji spêde da heta şerqê belê naêxmê ferqê

Sevgilinin altın tacından parlayan şimşek şuur bırakmadı bende
Aydınlattı doğuyu batıyı ayırtetmek imkansız o iki parıltıyı

Ji derba 'işqê nalan im "sabahul xeyr ya xanim!"
Were bînahiya çavan bibînim bejn û balayê

Ey aşkının darbeleriyle inlediğim sevgilim hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Zarîfê nazikê şengê sîfet hûrî perî rengê
Bi rojê ra tu hevdengî du reş toz in siyeh yengê

Zarifsin naziksin latifsin perisin sanki bir hurisin sen
Yüzün güneş aydınlığı,yengidir siyah kaşların

Kişandin lê ne wek caran xedengên qews û nûbaran
Ji rengê şîr û mukaran reşandin sîne wek baran

Görülmemiş yeni oklar atıldı yay kaşlarından
Yağmur gibi indi sineme bu kez sayısız kılıç ve hançer darbeleri

Jiwê derbê pir êşan im "sabahul xeyrî ya xanim!"
Were bînahiya çavan bibînim bejn û balayê

Ey darbeleriyle kıvrandığım sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Veke carek xet û xalan li ser wan mesned û palan
Bixwîne li me 'ebdalan bibînin 'îd û sersalan

Kaldır yüzündeki perdeyi görünsün yüzündeki benler
Ki öğrensin bayramın ve newrozun anlamını bencileyin abdallar

Îcazet dê me destûrê perî rengê sîfet hûrê
Ji nîva zulmet û nûrê binoşin mey di ferfûrê

Destur ver bize ey huri yüzlü,peri huylu güzel sevgillim
Gel içelim fağfurdan gece karanlığında gündüz aydınlığında

Ji dil talanê xalan im "sabahul xeyrî ya xanim!"
Were bînahiya çavan bibînim bejn û balayê

Benleri uğruna müflis olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Ji şehkasa ku qerqef tê meya nûrên muşerref tê
Nîşanek dîlberê kef tê ji bo min her seher xeftê

Karkaf şarabının bulunduğu göz alıcı sultani bardakta
Her seher vakti sevgiliden bana gelen gizli bir işaret var

Ji wê camê dinoşim ez seher lew ney li hoş im ez
Ji ' amê lê dipoşim ez bi can her lê dikoşim ez

içerim hep o bardaktan seherlerde şuur brakmaz bende
insanlrda gizlice yapmaktayım bunu, ulaşmak için sevgiliye

Ku xalib mest û sukran im "sabahul xeyrî ya xanim!"
Were bînahiya çavan bibînim bejn û balayê

Herdem mest ve sekran olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydınlığı seyredeyim selvi boyunu senin

Were pêşber Melayê xwe şehîd û mubtelayê xwe
Bi şefqet ke liqayê xwe Meya nemrit bi dayê xwe

Aşkının şehidi ve mübtelası olan melaya bir kez olsun görün
Ölmesini istemiyorsan bir kez olsun acı da yüzünü göster ona

Mesîhayê li bîmaran kesên gestî du reş maran
Şehîdên şir û mukaran kirî amancê nûbaran

Kılıç ve hançer darbelerine hedef seçtiğin hayranlarının
Siyah yıların soktuğu aşk hastalarının mesihisin sen

Li dîdara te heyran im "sebahul xeyrî ya xanim!"
Were bînahiya çavan bibînim bejn û balayê

Seyrine hayran olduğum sultanım hayırlı sabahlar sana
Gel ey gözümün aydığınlığı seyredeyim selvi boyunu senin.

[link]
[link]

  • Listening to: uzak sehirler
  • Reading: yabanci yagmurlar
  • Watching: sadece sen...

bir cezm kaldi

Thu Oct 2, 2008, 2:09 PM
bir cezm kaldı

uyanıyorum bu şehre
hüzün ağaçlarının yaprakları hep yeşil
kadınlardan çekilmiş kanla besleniyor dalları

anlıyorum
burda insan yok
at dolu sokaklar, terli ve şemsiyeli

yine
yağmur yağıyor
garip bir tereddütle
not düşmeden defterime
üstü açık bir sır fısıldıyorum şehre
şiirle örtüyor saçlarımı
ekimin sabahları

ıslanmış eteklerinde
adem çamuru, kadınlar
aynı boya uzuyor magdalena
mezarlık ağaçlarıyla

kilisede ayin
yüzünden ö pülmüş aynalar
nemli bir buğu yükseliyor tanrıya
düşerken siyah atın sitemi
yelesinden ak
karanlığa

acından
kıvranan bir şiir yatağımda
bozulmuş mısrasıyla uyuyor
sessizce göğsüme sürüyorum
günahın yosunlu taşlarını

oysa
kirpiklerimle tutuyorum
on bir yıldızın şeceresini
ve isayı


bir cezm kaldı
magdalena
gözlerimden damlayacak

gül ey saf çelişki
[link]

  • Listening to: uzak sehirler
  • Reading: yabanci yagmurlar
  • Watching: sadece sen...

Keman Yayı - Taha Ayar

Thu Sep 25, 2008, 3:16 PM
Keman Yayı

Helak edilmiş kavimlerin kanı damarlarımda
mevsimler bir taşın yüzeyine çarpı p
sandalları denizden uyandırırlar

bir gemi deniz üstünde bir keman yayı!

gibi hani yırtar ya meşin kö pükleri
işte öylece boşluğa kayan yıldızlar
bir kuşun şehrin içinde çizdiği kavisler
bu akşam ay kesik bir tırnak

kesik bir tırnak bir keman yayı!

derimin altına sığışan
ve parçalarcasına bağrımı tütün
beynimi beşe ona doğrar gibi onbeşe
ve ruhumu yağmalayan ifritler

gıcırdayan göklerde bir keman yayı !

ve gökten kopan bir melek
elinde bir vadiyle bana tutunuyor
birbirine koşuyor eşya

isim, eşya üstünde bir keman yayı!

Kollarım çok sert bugün, kollarım katı
kollarım bilmem hangi mobilyaya böyle iştahla baktı ki yumuşuyor,
yumuşuyor çiğ kefallerden sancıyan karnım
gözlerimi bir çocuğa açıyorum

bir çocuk annesine bir keman yayı!

çekiver saçlarımı rengine,saçlarım gündüzlere
saçlarım parmaklarına uzuyor

parmakların kıbleye bir keman yayı!

Ne üzgünüm bilsen !
midem kirli sularından çamura bulanıyor
bir sıcak odada bir masayla boğuşurken
iradem bir kiraza yenik düşüyor ;
iradem bir zerredir onu parçalarsan melodi
seyret bak ruh bulur cıvıldar sokağımız

ve ki sokaklarımız bir şehre keman yayı!

kollarım yoruluyor sesini dinlemekten
bir çiçek koklasam ve ritme abansam
nerede bu çiçeğin öznesi

Tanrı, bir çiçeğe bir keman yayı!

bir kadının soyunurken kendi vücudundan
göğüslerinden, kendi bileklerinden,
aynaya yapışmış mavi gözlerinden korkması
bir keçinin boynundaki ipin düğümlendiği kazığa öylece öylece bakması
korkuyorum kadından,
korkuyorum boynumdan,
inip bahçeye ben de mi baksam ilmeğe?
gözlerimi karanlığa kesip girsem
o bir buket mavinin
saçlarından tavana,
asılı olduğu kadının ovasına,
korktuğu aynaya bir yumruk sallasam
yüzümüzü kaybetsek ,
ve onun gözlerini eritip
bir barbar titizliğiyle kendime savaş aletleri yapsam,
ya da göçmüş avurtlarını emsem,
tekrar yaratılsan benden!
belki o zaman kadından tılsım kalkar

Adem, Havva'ya bir keman yayı!

kahkahalarla denize yakarıyorum.
bilinsin!
göklerin kodesinde bana ayrılan ezgiyi söylemeyeceğim
yakarıyorum ama
ölen kardeşlerimi bağışla toprağa!
ölen kadınımı bir sahile taşıyı p,
denizin sularının çekilmesini bekleyen bendim!
çünkü yüreğim inciniyor ezdiği ordularımdan
bilinsin!
korkan, bendim gözlerinden!

çünkü aşk; insanoğlu için bir keman yayı!

şimdi boşluyorsa cesedi denizlerin üstünde
ve güneş akdenizde bir çıban gibi sendeliyorsa
ve yarılan gökte bir yıldız enkazı,
iğrenç bir yarık gibi duruyorsa
ve durulmuyorsa güz'le bastıran kışların sis'i
gök tekrar yarılmayacak ve yarığından bir parça esenlik buyrulmayacak

-okunamayan bir abidedir, kadın
güzelliğinden bir abide gibi vazgeçen kadın,
yatarken; yastığına dişlerini geçirir
ve dişetleri kanayana dek uyuyamaz.
ağlayamaz ki o,
göklere kıstırdığı şarkısını mırıldansın
o kadın; erk sahibi bir ademoğludur artık

kadın, hüzne bir keman yayı!

ben de itiraf ediyorum göğün çı plaklığını
ve deniz suyu sahici değil!
bana destek çıkan nehirler bilirler ki;
çok yıkadım orda ayaklarımı
ayaklarıma kapandım
ve fırtınadan korunmak için
içlerine çok sığındım

ki; göklerdi yerler için bir keman yayı!

sürçmez mi, hiç telini yitirmez mi
yeknesak bir seyyah mıdır? her mezra da, oba da
bizi soruşturuyor,
beni soruşturuyor,
şakağımı yoklasam biraz jiletle çiziktirsem
altından
yüzü sürekli kasılmış
mavi penyeli çocuk
sabahtantır beklenen cılız yağmur
bir kelebeğin kanadını paralamaktan başkaca bir işe yaramadı
çok önceden yağmur yağmur bir çatıyla
ovuyorum gözlerimi
öteye çömeliyorum
gaybten korkunç patırtılar

Gayb ki; gerçeğe bir keman yayı!

işittim helak edilmişlerin başına gelenleri
işittim göğün sadık göründüğü bir günde ihanetini
çekirge sürülerinin ekinlere saldırışı
doğuyu bir melek kokusu tuttu
batıyı bir melek
kuzeyi bir
güneyi...
ağızlarına bir gürültü takınmışlardı,
edaları tuhaftı
denize eşit bakışlı bir melek,
haberimiz olmadan yıldızların yerini değiştirdi;
gökten yırttığı bir parçayı,
körlerin gözüne yamadı
hayır !
onarmaya gelmedi bu defa kentimizi
kaşları çatılmış demek ki!
çok çetin geçecek bu yaz çünkü cenk var!
rahmet bir portakal kabuğuna bürünmüş
ki, yasak meyvesidir artık buranın turunçları
melek sustu,
tuğlaları kırarak oyunlar bulan çocuklara doğru çevirdi denize eşit bakışlarını,
ve çocukları zembillerle çekmeye başladı yukarı
ırmağa bile biraz çocuk sesi sinmişse
Göğe bir ark deşildi;
Irmak göğe çekildi ;
Panayır hala şendi ;
Sümer kilimleri,
Urartu şerbetleri,
Gazel okuyan araplar;
Tüccar yahudi oymakları,
Akad, Babil, Mezra Botan Cizira Botan...

geniş bir alana koşulmuş bir tay gibi uygarlık
için helak, bir keman yayı!

Zaman, ibrik devrilirken kaybolan gölge
Etrafımızı saran buzlu cam
Esirge bizi ey zaman kuytuluklarından
Sen her zaman bir kadının suratına kazınmış olgun ifade
Bir taşa oyduğumuz heykele gizlice giren zorba konuk
Ardından intihar, buzlu camı kırmaktır
Ağ içre cinnet kavrar bedenimizi
Ardından intihar, bu ağdan kurtulmaktır
Ya bileğinde ya şakağında hafif sancısı
Tüm ırkları eşit yapan kuram
Değil başkasının cebinden zekat veriyoruz
Biz de ağzını aradık o leşin

İntihar cehenneme bir keman yayı!

ben böyle başı ve kalemi olan
bir ademoğlu olarak elimdeki sandukaların içine
bir kü p şeker bırakmasaydım
çocukluğum canlanır
ve üstüme doğru çullanmaya yeltenirse
çocukluğumun öfkesinden korurmusun beni?
bilsen ne çok korkuyorum? etimde şişmiş elleri üç imam'ın
bir imamdan çok korktum elleri hala var mı?
siyah mı cübbesi rüzgarda bağırıyor mu hala ?
o rüzgar hala esiyor mu?
ölümden değil üzerime tutacakları
o hortumdan tedirginim!
şimdiden üşüyorum çı plaklığımdan
çı plaklığıma şafakları giydirin!
bronz bir telle boğun parmaklarımı
o civcivi boğan katil ırmağa atın!
yalandı şahdamarı oldukları kainatin ırmaklar
ırmakları dudağımı ısıran bir karıncadır.
şehirse buna koşut durgun bir tırtıldır

çı plaklığım; çocukluğuma bir keman yayı!

Kırmızı kadifeden dekoltesi bir fahişenin
Dişlerinden ö perek uyuyorum sanki her gece
Sabahı kurtarılmış günlerde mahyalar ışıldarken
Fahişeler tövbe ederlerse
toprak çiğnemelerini bir iğde yaprağını ve bir
ormanı doya doya seyretmelerine izin verilir
Kafam da bir orospudur
Onu hangi kitaba sürsem orada uyuklar kalır

Fahişeler piçlere bir keman yayı

bu sokak çeşmesinden cam mı akar ?
rengi griyse şayet kulak kesil
şehrin tümüne yayılan iniltiyi hissediyor musun?
uzun süre susman lazım,
sokakları sağaltan bir ananın adımları
bereketli değil artık.
Tanrım! uzat tırnaklarımı!
ben bir yıldızı somururken
ben boşluğun serseri banisi
yıldızlar kederlendiğinde;
ay ve sema dürüldüğünde;
ve varlığın namusu gerçek
aklın egemenliğince kirletildiğinde!
Tanrım! tekrar deremez misin çiçekleri ?
bir örnek getiriyorum bahçelerden
bahçelere göre dürüst kıl meyvaları
kafamda imkansız bir soru
kalbime saldırıyorum
ne hazin bir bölge! heyhat!
ne kanlı bir hesaplaşma bu
ne dur durak bilmez yollar geçtim
kulak kabarttım damarıma
soracağım sorunun yanıtı sendedir ey damar-ı kalbimin
kulak kabarttım ve göğsüme fısıldadım:
-Ey kalbim
SEN KİMİN İÇİN BİR KEMAN YAYI?

Taha AYAR
[link]
[link]

  • Listening to: yan kalbimden....
  • Reading: gece

Hüznün Mesnevisi

Mon Sep 1, 2008, 2:23 PM
İlhami Çiçek
Yalnız hüznü vardır kalbi olanın...
[link]

[link]
[link]
[link]

  • Listening to: asya
  • Reading: gece

Bana uzaktan ates et

Fri Aug 8, 2008, 3:00 PM
BANA UZAKTAN ATEŞ ET


me!...

Hayır, bunu asla yap
ma; içindeki o yorgun
ve kasvetli ukdeye sakın
kulak verme!

Sözlerin en
büyülüsünden,melâlden, kalbinin içindeki güvercin
den vur beni..
Taşların kederinden vur...Dalların
uyanışından...Kıyı
göllerinden...Kuyulardan...

Haydi, başla ve bitir
artık bu serkeş ve çileli
seremoniyi: İlk sen çal o ışıklı
ıslığı, kalbimi hüsranla
yamala...En son, havluda titreyen soluğun
asılı kalsın boynumda...

Haydi ömrümü ömrünle
ufala...

Önce sen
çıkar beni kabahatli
bir çocuk gibi ardından
bakakaldığımda o kan
ve barut istilâsından...Cismimden önce sesimi
vur...Karşıma geç ve tam cepheden ateş!
et bana...

İşte bak, dünya hâlâ soğuk
bir oda.Hayat, nasıl olsa fazla
kaza...Bir ömür böyle
geçti, daima yağmalanmakla...Heder
oldu, unutuldu; hep arzu
ve avunmak arasında...

Haydi, daya silâhı alnıma...Yakından, tek
el...Ateş
et hayatıma!...

İhsan Deniz

***
[link]

  • Listening to: asya
  • Reading: gece

Journal History

Site Map